Ara
  • İzzet Dedeoğlu

"Pandemi günleri gençler için bir fırsat" Dr. Öğr. Üyesi Sayın Murat Ak ile Röportaj...

En son güncellendiği tarih: Haz 25

Değerli okurlar merhabalar. Bu hafta ki yazımda çok değer verdiğim kıymetli hocam Dr. Öğr. Üyesi Sayın Murat AK ile keyifli ve faydalı olacağını düşündüğüm bir röportaj gerçekleştirdik..

Bize kendinizden bahseder misiniz? Kimdir Murat AK? Hangi okullarda okumuştur?


Murat Ak, şu anda akademisyen, Karamanoğlu Mehmet bey Üniversitesi İİBF Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik Bölümü’nde. Aynı zamanda profesyonel turist rehberi. Aynı zamanda Anadolu Üniversitesi İngilizce öğretmenliği bölümünde bir öğrenci. Aynı zamanda bir youtuber meraklısı. Aynı zamanda seyahat yazarı olmaya gayret eden bir hobi sahibi. Daha önce Toplum Sağlığı Teknisyeni. Daha önce Laborant Veteriner mezunu. Daha önce Turizm ve Otelcilik mezunu. Antalyalı bir baba ile Burdurlu bir anneden olma melez bir Akdenizliyim esasında. En azından ben kendimi bu şekilde tanımlıyorum.


Neden akademisyen olmayı tercih ettiniz? Tercih etmenize neden olan faktörlerden bahseder misiniz?


Akademisyenlik esasında daha çok küçükken içime düşen bir meslekti benim için. Hani sorarlardı ya henüz okuma yazmayı dahi yeni öğrenmişken büyüyünce ne olacaksın sen hadi söyle bakalım diye. Ben de artık nereden duyup öğrendiysem bilim adamı, bilim adamı derdim :) Demek ki daha o dönemlerden gönlüme uhde düşmüş.

Akademisyenlik her ne kadar toplumumuzda saygın ve kariyerli bir meslek olsa da sevilmeden, keyif alamdan asla yapılamayacak bir meslek olduğunu düşünüyorum. Çünkü başlı başına bir meslek olmaktan öte aslında yaşam tarzı. Sadece 8 saatlik bir mesai ile her gün yapılıp tamamlanan bir meslek asla değil. Sizin her saatinize hatta saniyenize sirayet eden, tüm yaşamınızı baştan sona etkileyen müthiş dolu dolu bir meslek. Sanırım bu tarz da benim yaşam tarzıma uyduğu için daha en küçük yaşlarımda faktör olmuş benim için :)


Akademisyenliğin yanında seyahat yazarlığı yaptığınızı görüyoruz. Seyahat yazarlığı yapmaya ne zaman ve nasıl karar verdiniz?


Aslında bu fikir benden çıkmadı. Gezmeyi çok seven bir yaradılışım olduğu için sosyal medyada sıklıkla gezi fotoğraflarımı paylaşıyordum ki halen daha büyük bir keyifle ara sıra arşivden de olsa paylaşmaktayım. Bu paylaşımlarımı dikkatle takip eden Burdur’dan bir gazeteci üstadımızın teklifiyle başladı aslında hikaye. Hiç aklıma gelmezdi fotoğraflara satır satır nağmeler dizerek insanlara seyahate dair ipuçları verebilmek, deneyimlerinizden bahsedebilmek…


Seyahat yazarlığı yapmak size neler hissettiriyor?


Müthiş bir keyif. Adeta tekrar tekrar geziyorum her anını tekrar tekrar soluyorum sanki her bir gezdiğim ve gittiğim yerin. Tarihe birer not düşüyoruz esnasında böylelikle. Anılar daha bir anlam buluyor, sadece kendi iç dünyanızda yaşanmaktan çıkıp adeta toplumsal bir değere, bir kültüre dönüşüveriyor gazete sayfalarında, internet paylaşımlarında..

Hocamızın seyahat yazılarına www.muratakseyahat.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Günümüz de üniversite öğrencilerinin durumunu nasıl görüyorsunuz?


Çok da hayal ettiğim bir seviyede maalesef değil. Ama yıldız misali parlayan kıymetli öğrencilerimizin olması bana bambaşka bir mutluluk ve heyecan veriyor. Günümüzde öğrenciler maalesef zorluklar ve sıkıntılar karşısında çabucak pes etme eğilimindeler. Belki de anne ve babaların bebeklikten itibaren her şeyi en ince ayrıntılarına kadar hazırlayıp sunmaları bunda en büyük etken.


Öğrenciler kişisel gelişimlerine önem gösteriyorlar mı?


Maalesef çoğunlukla değil. Geleceğe yönelik müthiş bir vizyonsuzluk ve güvensizlik söz konusu. Onu da yapsam, bunu da yapsam ne olacak şeklinde güçlü bir algı ve düşünce biçimi oluşmuş. Zaten hayata atılacağım bari 3 4 sene üniversite hayatı yaşamadım demiyim anlayışını maalesef birçok öğrencimizde görmek beni çok üzüyor. Bırakın liseyi üniversite mezunu olması noktasına gelmiş olmasına rağmen halen bir kompozisyon, bir dilekçe yazmakta çok zorlanan, kendisini ifade etmede adeta büyük sıkıntılar yaşayan, günlük kullandığı kelime hazinesi maalesef ki belli bir sayı adetini geçemeyen bazı gençlerimizin hali gerçekten üzücü.


Üniversiteye yeni başlamış bir öğrenciye neler önerirsiniz?


En başından itibaren şunu düşünmeli. Ben bu üniversiteye sadece diploma almaya gelmedim. Şayet bu düşünceyi yüksek öğrenime başladığı ilk günden itibaren kafasına kazıyabilirse okuldan mezun olduğu gün nereden nereye geldiğini kendisi bile şaşıracak, hayretler içerisinde kalacaktır. Günümüzde artık bilgiye erişim çok ama çok kolay. Artık mesafelerin de şehirlerin de üniversitelerin de çok fazla anlamı kalmıyor. Her şey siz de başlayıp yine siz de bitiyor.


Öğrenci toplulukları çalışmalarını faydalı buluyor musunuz?


Evet en azından topluluk birikimi ve kültürünün oluşup gelişmesi açısından son derece gerekli ve faydalı buluyorum. İmkanlar ölçüsünde kültürel ve sosyal çalışmalar arttığı müddetçe ortaya çıkacak sosyal fayda katlanarak büyüyecektir. Elbette burada çok daha önemli olan sevgili öğrencilerimizin de bu tür oluşumlarda aktif rol oynaması, elimi taşın altına koyması ve misyon üstlenmesidir.


Yazı yazarken üretmek adına kitap okumanın büyük öneme sahip olduğunu biliyoruz. Siz kitap okumaya ne kadar zaman ayırıyorsunuz?


Hayatımın büyük çoğunluğu özellikle de bugünlerde malumunuz pandemi günleri bilgisayar başında sürekli okuyarak, araştırma yaparak geçiyor. Gerek akademik gerekse sosyal alanlarda muazzam bir araştırma hacmimiz var. O yüzden sanırım kitap ve araştırmalar dışında ne kadar zaman kalıyor diye düşünmem lazım.


Gençler kitap okuma alışkanlığını nasıl kazanabilirler?


Kültür ve sanatın önemini idrak ederek. Kitap okumanın zihinlerinde ve düşünce ufuklarında açtığı muazzam ışığı gördüklerinde eminim ki kitap okumaktan da sentez yapmaktan da asla vazgeçemeyecekler.

Blog Sorum: Zaman Yönetimi hakkında ne düşünüyorsunuz? Zamanınızı nasıl yönetip değerlendiriyorsunuz?


Evet zaman yönetimi çok çok önemli bir konu. Hatta başarının bence en önemli püf noktalarından biri. Hepimize herkese 1 günde 24 saat verilmiş. Hiç kimsenin bu konuda ne eksisi ne fazlası var. Ama bakıyorsunuz bazı insanlar bu payı çok iyi değerlendirirken bazıları ise bunun yanından bile geçemiyor. Benim felsefem mutlaka önceliklerinizin olması. Bunu en iyi belirleyecek olan da sizlersiniz. Sizin için hangi konuların önceliği varsa sabah ilk işiniz ona başlamak olsun. Mutlaka belli bir zaman dilimi belirleyin ve sizin için en öncelikli ve nemli işlerden sırayla devam edin. Mutlaka kahve ve çay molalarınız olsun. Şöyle bir arada kalkın esneme rahatlama egzersizleri yapın. Beslenmenize günlük uyku ve istirahatinize ve sosyal diyaloglara mutlaka önem ve değer verin.


Zaman yönetimi konusunda gençlere neler tavsiye edersiniz?


Aslında kendimden bahsedecekken bir önceki soruda bunun cevabını vermişim bile :) Zaman sağlıktan sonra bence insanoğluna bahşedilmiş en kıymetli hediye. Ve bu konuda herkes eşit. Kimsenin 1 saniye dahi fazlası da yok eksiği de. Başarılı olabilmiş, hedeflerini gerçekleştirebilmiş, rüyalarına kavuşabilmiş insanların Yüce Allah’ın izniyle ve inayetiyle ortaya çıkmasında bence en önemli unsurlardan biri zaman yönetimi konusu olacak.


Korona virüsden sonraki hayatta sosyal, kültürel ve eğitim durumunu nasıl görüyorsunuz?


Sanırım eskisi gibi gündelik normal hayata dönmemiz biraz zaman alacak. Halbuki bizim toplumumuz gibi sarılmayı, kucaklaşmayı, tokalaşmayı, samimiyeti çok seven toplumlarda bu çok ama çok zor olacak. Birbirine uzak durmaya alışmış insanlar değiliz biz. Kılcal damarlarımıza kadar işlemiş bizim samimiyet ve sıcaklık. Ama sağlık her şeyden öte. Kolay olmayacak ama mecburuz. Eğitim söz konusu bu süreçten en çok olumsuz etkilenen alanlardan biri bence. Her ne kadar uzaktan bilişim sistemlerinin yardımıyla eğitim sürdürülse de yüz yüze eğitimin verimliliği ve etkinliğinin yakalanabileceği kanaatinde maalesef değilim.


Gençlerin karantina sürecini nasıl değerlendirmesini önerirsiniz?


Aslında muhteşem bir fırsat doğdu. Tabi ki bu fırsatı idrak edip değerlendirebilen öğrencilerimiz için. Artık okula ulaşım için, bir takım zorunlu faaliyetler için, sosyal iletişim için her gün ayırmak zorunda olduğumuz vakit ve süreçler ortadan kalktı. Evde olmak bizleri asla karamsarlığa veya depresyona itmemeli. Kendimizi geliştirmeye ayırabilirsek söz konusu bu süreci inanan fazlasıyla kazanan gençler ve bizler olacaktır inşallah. Son söz olarak unutmayalım ünlü İngiliz yazar, dünya edebiyat tarihine altın harflerle kazandırdığı “King Lear” isimli kitabını amansız hastalık vebanın İngiltere’de kol gezdiği pandemi günlerinde yazmıştır.

148 görüntüleme
 

©2020, İzzet DEDEOĞLU